1. #11

    Statü
    Grubu
    Yasaklı üye
    İş
    Üniversite

    Sponsorlu Bağlantılar

    Matematik öğretmenliği=Matematik+öğretmenlik
    Önce bu iki bileşenden hangisinin senin için daha önemli olduğuna karar vermen uygun olur bence.
    Matematik dersen izleyeceğin yol başka, öğretmenlik dersen izleyeceğin yol başka
    Bunların dışında mühendislik dersen , izleyeceğin yol başka olacaktır.

    "Ortaokuldayken, matematik öğretmenim, dersten sonra, beni yanına çağırır, o gün anlattığı konuları, bir kez daha bana anlatırdı. Sonra da git bunları, arkadaşlarına anlat derdi. Gönlüme öğretmenlik sevgisini, o öğretmen kazandırmıştı. O günlerden sonra başka hiç bir mesleğe ilgi duymadım. Sadece, öğretmenliği hedefledim. Hepinize sorarım, 700.000 kadrolu öğretmenin acaba kaç tanesi, üniversite tercih formuna, sadece öğretmenlik bölümlerini yazmıştır? Çok olduğunu zannetmiyorum. Kaç kişi olduğunu bilmem, ama onlardan birinin de ben olduğumu bilirim. "Ne , öğretmenliği, başka mesleklere, alternatif yaptım, ne de, başka meslekleri, öğretmenliğe alternatif yaptım." Gönlümde yatan tek aslandı benim için. Elektrik-elektroniğe de merakım vardı. Tercih formunu dolduruken, bir tane de, elektrik-elektronik mühendisliği yazmayı düşündüm bir an. Sonra bir soru sordum kendime. Sonuçlar açıklandığında, öğretmenlik çıkarsa, mühendislik çıkmadı diye mi, daha çok üzülürsün, yoksa, mühendislik çıkarsa, öğretmenlik çıkmadı diye mi? Yo, dedim. Eğer öğretmenlik olmazsa, hayatımın pişmanlığını yaşarım. Onu bile yazmadım. Aldığım puan, bir çok bölümü okumama yetiyordu. Ne işin var öğretmenlikte, bu kadar puan almışsın, tıp okusaydın ya diyenler oldu. Üniversite son sınıfta, hocanın biri , bana asistanlık teklifinde bulundu. Reddettim. Ben buraya öğretmen olmaya geldim, ve gidip normal bir öğretmen olucam dedim hocaya. Ne memurluk, ne maaş, ne "3 ay "tatil, ne iş garantisi, ne şu, ne bu. Hiç birini bu mesleğe başlarken düşünmedim. Allah şahittir. İlk öğretmenliğe başladığımda, işin sadece öğretim kısmını düşünüyordum. Yıllar geçtikçe, öğretmenliği kutsal yapan şeyin, öğretim değil, eğitim kısmının olduğunu farkettim, ...."
    Daha önceden yazdığım bir yazının bir kısmı bu.

    "Orta okulu yatılı okudum. Matematiğe az buçuk yatkınlığım vardı. Sayılarla oynamayı seviyordum. Okulda, yazılı zamanları, arkadaşlar, beni erkenden kaldırıp, konu anlattırırlardı. Genelde hep böyledir , ama benim ki, biraz farklı oldu. Benim sahip olduğum zekayı genelde hep öğretmenlerim ve başkaları farketti ve bana farkettirdi. Ortaokulda , Matematik öğretmenimiz, dersten sonra bana, o günkü konuları bir daha anlatır, git bunu arkadaşlarına anlat derdi. Öğretmenlik sevdası böyle başladı bende. Hem Matematik hem de, anlatma olayı birleşince, Matematik Öğretmenliği hedefi koydum kendime . Kaderimizde Gazi Eğitim Matematiğe gitmek varmış ve gittim. Üniversiteye gelene kadar, akademik çalışma gibi bir olayın farkında değildim, hatta son sınıfa kadar. Bizden önce mezun olmuş arkadaşların, hemen mezuniyet arkasından, orada asistan olarak göreve başlayıp bize derse grdiklerini biliyordum, ama yine de, hiç öyle bir şeye heveslenmedim. Ta ki, bir hocamızın, bana asistanlık teklif etmesine kadar.
    Okulda inek değildim, belki başarıda ilk onun içindeydim, ama o kadar parlak bir başarım yoktu, ya da ben öyle zannediyordum. Bir Yar. Doç. hocamız bana, asistanım olur musun dedi. Severdi beni, belki, Mürşidenin dediği gibi , siyaset falan , başıma talih kuşu konmuştu , ne biliyim, ama sadece bu da değil, herhalde bende bi şeyler gördü, Benim bildiğim, kolay kolay hocalar böyle teklifler sunmaz öğrencilerine. hocam biraz düşüneyim dedim. İki şey, beni olumsuz cevaba yöneltti. Birincisi, o güne kadar hiç akademik çalışmayı düşünmeme, ve oraya öğretmen olmak için gelmem, ikincisi de, ömür boyu sürecek olan bir yolun başlangıcı, ömür boyu okumak. Açıkçası tırstım. O güne kadar hiç düşünmemiştim böyle birşeyi. Ve hocama dedim ki, hocam kusura bakmayın, ben buraya öğretmen olmaya geldim, ve mezun olup klasik bir öğretmen olucam. O hoca daha sonra, bölüm 3. sü bir arkadaşa teklif etti asistanlığı ve o kabul etti.
    Bundan sonra neler oldu? Önce arkadaşın başından geçenleri anlatayım.
    O arkadaş Gazide, 10-11 sene kadar çalışmış, bazı şanssızlıkları yüzünden Gazide kadro alamamış, kadroya geçememenin verdiği stresle, 35 yaşında kanserden ölmüş.
    Şimdi , eğer ben o teklifi kabul etseydim, onun kaderi, benim kaderim mi olacaktı? Bilemiyorum ki.
    Ben naaptım peki?
    Öğretmenliğe başladım, ama bu teklifi reddetmem , ben de bir küskünlük oluşturdu. 14 senelik öğretmenliğimde, ne Anadolu lisesi, ne müdür yardımcılığı, ne de uzman öğretmenlik sınavlarına girdim. Bunların hepsi kariyer sayılırdı, ama ben kariyerin alasını, üniversitede geri çevirmiştim. Artık hiçbiri gözümde yoktu. Kör topal , sıradan ve vasat bir Matematik öğretmeni olarak devam ettim. Bundan 3 yıl evvel, beni tanıyan birisi, bana bir şey söyledi, zaten içimdeki bu yara, iyice azdı. Dedi ki, sen öğretmenliği yapamıyorsun, senin işin sınıfa girip öğrenciye ders anlatmak değil, masa başında, araştırma yapıp, akademik çalışma yapmak.
    Sonuç olarak, bu konu içimde hala bir uhde olarak duruyor, treni kaçırdım bir kere, bi daha da geri gelmez. Yani kaçan balık büyük oldu.
    O arkadaın başına gelenleri bildiğim halde, yine de, orda olmak isterdim, kaderin önüne kimse geçemiyor.
    Sana tavsiyem, ne olursa olsun gönlünün sesini dinle.
    Bu arada, sana bir abi tavsiyesi
    HAyatta mutlu olmak istiyorsan , iki şeyi doğru seçmelisin. Biri iş, diğeri de eş"

    Bu da başka bir yazım.


    Eğer, öğretmen olarak atanamam diye, öğretmenliği yazmakta tereddüt ediyorsan, bence hiç düşünme öğretmenliği
    Söyleyeceğim bu.
    Karar senin
    Hocam yazınızı baştan sona okudum ve çok etkilendim.. Eğer sıkmıcaksam ben de düşüncelerimi söylemek istiyorum..
    Okula başladığım ilk yıldan beri öğretmen olmak istiyorum. İlk okulda sınıf öğretmenliği, daha sonra orta okul ve lisede hep hedefim matematik öğretmenliğiydi.. Ben bu işi o kadar çok seviyodum ki evde yazı tahtam vardı orda öğrencilere anlatıyormuş gibi yapıp o şekilde ders çalışırdım Geçen sene matematik öğretmenliğini kazanamadım.. Yaşım 19 oldu ve ikinci kez lys'ye gircem bu sene.. Matematik öğretmenliğine girebilmek için bir sene mi daha verdim ve olmazsa tekrar denerim Ben öğretmenliği bu kadar çok istiyorum.. Matematik bana göre hesap yapmak değildir.. Dershanedeki bütün öğretmenlerimle konuştum, hiç biri destek olmadı matematiğe gitmem konusunda.. Çünkü büyük ihtimal onlarda puanı yetmedi diye matematik bölümünü tercih eden ve işini zevkle yapmayan insanlar.. Ben onlara "Hocam ben mat öğretmeni olsam şuan sizin gibi burda oturup çay içiceğime soru çözümü odasına gider öğrencilerin yapamadığı soru var mı diye bakarım, zevkle öğretirim " dediğimde benle dalga geçti, emin ol yapmazsın dediler.. Ama yaparım.. Ben hep bunun hayalini kuruyorum.. Ben ömür boyu bir dershanede öğretmenlikte yaparım aldığım maaş o kadar önemli değil ki.. O günleri bir göreyim daha ne isterim Öğrencilerimle arkadaş olmak, bana soru sormaları felan düşündükçe içim kıpır kıpır oluyor Kendimi bildim bileli bu heyecanım bitmedi hep aynı düzeyde.. Hee hocam şunu da söylemek isterim Ben üniversitede kalmak için çok uğraşıcam.. Sizin gibi reddememem ben.. Çok şanslıymışsınız gerçekten.. Sonuçta öyle de öğretmen olmayacak mıyım O yüzden kabul ederdim..

  2. #12

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Öğretmen

    Sponsorlu Bağlantılar

    14 senelik öğretmenliğimde, ne Anadolu lisesi, ne müdür yardımcılığı, ne de uzman öğretmenlik sınavlarına girdim. Bunların hepsi kariyer sayılırdı, ama ben kariyerin alasını, üniversitede geri çevirmiştim. Artık hiçbiri gözümde yoktu. Kör topal , sıradan ve vasat bir Matematik öğretmeni olarak devam ettim. Bundan 3 yıl evvel, beni tanıyan birisi, bana bir şey söyledi, zaten içimdeki bu yara, iyice azdı. Dedi ki, sen öğretmenliği yapamıyorsun, senin işin sınıfa girip öğrenciye ders anlatmak değil, masa başında, araştırma yapıp, akademik çalışma yapmak.
    Sonuç olarak, bu konu içimde hala bir uhde olarak duruyor, treni kaçırdım bir kere, bi daha da geri gelmez. Yani kaçan balık büyük oldu.
    Seçiminizden dolayı sizi takdir ediyorum hocam.
    Metin Emiroğlu Anadolu Lisesi.

    Endemik Yayınları

  3. #13

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni

    Sponsorlu Bağlantılar

    Seçiminizden dolayı sizi takdir ediyorum hocam.
    Teşekkür ederim öğretmenim.
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.

  4. #14

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni
    Hocam yazınızı baştan sona okudum ve çok etkilendim.. Eğer sıkmıcaksam ben de düşüncelerimi söylemek istiyorum..
    Okula başladığım ilk yıldan beri öğretmen olmak istiyorum. İlk okulda sınıf öğretmenliği, daha sonra orta okul ve lisede hep hedefim matematik öğretmenliğiydi.. Ben bu işi o kadar çok seviyodum ki evde yazı tahtam vardı orda öğrencilere anlatıyormuş gibi yapıp o şekilde ders çalışırdım Geçen sene matematik öğretmenliğini kazanamadım.. Yaşım 19 oldu ve ikinci kez lys'ye gircem bu sene.. Matematik öğretmenliğine girebilmek için bir sene mi daha verdim ve olmazsa tekrar denerim Ben öğretmenliği bu kadar çok istiyorum.. Matematik bana göre hesap yapmak değildir.. Dershanedeki bütün öğretmenlerimle konuştum, hiç biri destek olmadı matematiğe gitmem konusunda.. Çünkü büyük ihtimal onlarda puanı yetmedi diye matematik bölümünü tercih eden ve işini zevkle yapmayan insanlar.. Ben onlara "Hocam ben mat öğretmeni olsam şuan sizin gibi burda oturup çay içiceğime soru çözümü odasına gider öğrencilerin yapamadığı soru var mı diye bakarım, zevkle öğretirim " dediğimde benle dalga geçti, emin ol yapmazsın dediler.. Ama yaparım.. Ben hep bunun hayalini kuruyorum.. Ben ömür boyu bir dershanede öğretmenlikte yaparım aldığım maaş o kadar önemli değil ki.. O günleri bir göreyim daha ne isterim Öğrencilerimle arkadaş olmak, bana soru sormaları felan düşündükçe içim kıpır kıpır oluyor Kendimi bildim bileli bu heyecanım bitmedi hep aynı düzeyde.. Hee hocam şunu da söylemek isterim Ben üniversitede kalmak için çok uğraşıcam.. Sizin gibi reddememem ben.. Çok şanslıymışsınız gerçekten.. Sonuçta öyle de öğretmen olmayacak mıyım O yüzden kabul ederdim..
    Aslında haklısın. Üniversitede olduğun zaman, bir taraftan akademik araştırma yapma fırsatın varken, bir taraftan da anlatma zevkine erişiyorsun. Ben bunu düşünemedim o zaman. Aslında biraz da pişmanlığım bu yüzden.
    Ama lise ve ortaokul öğretmenliği biraz daha farklı. Üniversitede sadece bilimsel olarak bilgi aktarıyorsun, ama lise ve ortaokulda, anlatmakla birlikte çocukların o dönemde en çok ihtiyacı olan yolgöstericilik ve önderlik görevini yerine getiriyorsun. Yani öğretmenliği asıl kutsal yapan kısmı yerine getiriyorsun. Üniversitede yapılan tam öğretmenlik değil. Oradaki sadece bilgi aktarma.
    Başa dönersek, matematik mi, matematik öğretmenliği mi?
    Hangisini seçersen seç, sana tek bir tavsiyem var, o da backroundunu sağlamlaştır. Yani CV ne yazabilecek malzemen çok olsun. Bu da kendini geliştirmek, kendini geliştirmene yardımcı olacak olan fırsatları geri çevirmeyip , cesaretli olmana bağlı.

    Sana bir örnek. Üniversitede Ali Osman Asar isimli bir prof hocamız vardı. Adamın kendine ait, kendi soyadını taşıyan teoremi vardı. Asar teoremi diye. Cebir hocasıydı. Adamın dersi baraj dersiydi, okulun yarısı alttan alıyordu dersini. Neyse işte böyle zor bir adamdı. İşte o hocanın backroundu. Burda

    Bir de anektod sana. Dershanede çalışırım demişsin ya, onla alakalı.

    Ben kendimi oldum olası lise öğretmeni olarak düşündüm, üniversitede de hep lise öğretmeni olucaz diye şartladım kendimi. Ama kısmettir, ilk görev yerim ilköğretim oldu ve gene bir işbilmezlik diyeyim, 8 sene ilköğretimde görev yaptım. O sekiz sene beni çok köreltti. Ne bir dershane, ne özel ders, ne ÖSS çalışması. Bildiğim çoğu şeyi unuttum. (Matematik de pratik gerektirir, spor gibi. Biraz ara verdin mi, koflarsın.) 8 sene sonra farkettim ne kadar geri kaldığımı. Hemen bir liseye tayinimi çıkarttım. İlk yıl o kadar zorlandım ki. Benim hayatım film yaa
    Okula ilk geldiğimde durumumu müdüre anlattım. Dedim benim eksiğim var, bana üst sınıfları vermeyin, bu yıl 9. sınıflara gireyim, o arada eksiklerimi tamamlayım, seneye üst sınıflara girerim. Ben hep plan yaprım ama hiç tutmaz zaten. Bir karışıklık oldu , bir hoca gitti ve bana onun programını verdiler , hep son sınıflar. Üstelik süper lisenin bittiği son seneki son sınıflar. Öğrenciler zehir gibi. Hepsi dershaneye gidiyorlar. Derste ben onlara anlatacağıma, onlar bana anlatıyorlar konuyu Anlıycan rezillik diz boyu.
    Neyse, baktım böyle olmıycak dershane aradı kendime. Üç kuruş alıyim ama kendimi kendimi geliştireyim dedim. Bri tane dershane buldum .Kat dershanesi diyorlar ya, küçüklerden. Okuldaki ders bitiyor yarım saat sonra öbür tarafta ders başlıyor. 10km mesafe var, mecbur arabayla gidiyorum, aldığım 3 kuruş para, aldığım bütün parayı gaza veriyorum. Bir de arabayı çekiyorlar bıraktığım yerden, 3 kere de arabayı çektiler, masraflar cepten. Yani çile çile çile. Ama hiç pişman olmadım. Çünkü dershane ve öğrenciler çok kaliteliydi. Epey pasımı attım orda. Eğer öğretmen olacaksan şunu unutma, "Öğretmeni, öğrenci yetiştirir." İlgisi, alakası, sorduğu soruların zorluk derecesi, seni araştırmaya ve kendini geliştirmeye iter.
    Ama kazın bir de öbür ayağı var. Krşına her zaman seni yetiştirecek öğrenci çıkmayacak, hatta çoğu seni köreltecek. Anlıycan öğretmenlik zor zanaat.
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.

  5. #15

    Statü
    Grubu
    Yasaklı üye
    İş
    Üniversite
    Anladım hocam Düşünceleriniz için çok teşekkür ederim

  6. #16

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite
    Aslında haklısın. Üniversitede olduğun zaman, bir taraftan akademik araştırma yapma fırsatın varken, bir taraftan da anlatma zevkine erişiyorsun. Ben bunu düşünemedim o zaman. Aslında biraz da pişmanlığım bu yüzden.
    Ama lise ve ortaokul öğretmenliği biraz daha farklı. Üniversitede sadece bilimsel olarak bilgi aktarıyorsun, ama lise ve ortaokulda, anlatmakla birlikte çocukların o dönemde en çok ihtiyacı olan yolgöstericilik ve önderlik görevini yerine getiriyorsun. Yani öğretmenliği asıl kutsal yapan kısmı yerine getiriyorsun. Üniversitede yapılan tam öğretmenlik değil. Oradaki sadece bilgi aktarma.
    Başa dönersek, matematik mi, matematik öğretmenliği mi?
    Hangisini seçersen seç, sana tek bir tavsiyem var, o da backroundunu sağlamlaştır. Yani CV ne yazabilecek malzemen çok olsun. Bu da kendini geliştirmek, kendini geliştirmene yardımcı olacak olan fırsatları geri çevirmeyip , cesaretli olmana bağlı.

    Sana bir örnek. Üniversitede Ali Osman Asar isimli bir prof hocamız vardı. Adamın kendine ait, kendi soyadını taşıyan teoremi vardı. Asar teoremi diye. Cebir hocasıydı. Adamın dersi baraj dersiydi, okulun yarısı alttan alıyordu dersini. Neyse işte böyle zor bir adamdı. İşte o hocanın backroundu. Burda

    Bir de anektod sana. Dershanede çalışırım demişsin ya, onla alakalı.

    Ben kendimi oldum olası lise öğretmeni olarak düşündüm, üniversitede de hep lise öğretmeni olucaz diye şartladım kendimi. Ama kısmettir, ilk görev yerim ilköğretim oldu ve gene bir işbilmezlik diyeyim, 8 sene ilköğretimde görev yaptım. O sekiz sene beni çok köreltti. Ne bir dershane, ne özel ders, ne ÖSS çalışması. Bildiğim çoğu şeyi unuttum. (Matematik de pratik gerektirir, spor gibi. Biraz ara verdin mi, koflarsın.) 8 sene sonra farkettim ne kadar geri kaldığımı. Hemen bir liseye tayinimi çıkarttım. İlk yıl o kadar zorlandım ki. Benim hayatım film yaa
    Okula ilk geldiğimde durumumu müdüre anlattım. Dedim benim eksiğim var, bana üst sınıfları vermeyin, bu yıl 9. sınıflara gireyim, o arada eksiklerimi tamamlayım, seneye üst sınıflara girerim. Ben hep plan yaprım ama hiç tutmaz zaten. Bir karışıklık oldu , bir hoca gitti ve bana onun programını verdiler , hep son sınıflar. Üstelik süper lisenin bittiği son seneki son sınıflar. Öğrenciler zehir gibi. Hepsi dershaneye gidiyorlar. Derste ben onlara anlatacağıma, onlar bana anlatıyorlar konuyu Anlıycan rezillik diz boyu.
    Neyse, baktım böyle olmıycak dershane aradı kendime. Üç kuruş alıyim ama kendimi kendimi geliştireyim dedim. Bri tane dershane buldum .Kat dershanesi diyorlar ya, küçüklerden. Okuldaki ders bitiyor yarım saat sonra öbür tarafta ders başlıyor. 10km mesafe var, mecbur arabayla gidiyorum, aldığım 3 kuruş para, aldığım bütün parayı gaza veriyorum. Bir de arabayı çekiyorlar bıraktığım yerden, 3 kere de arabayı çektiler, masraflar cepten. Yani çile çile çile. Ama hiç pişman olmadım. Çünkü dershane ve öğrenciler çok kaliteliydi. Epey pasımı attım orda. Eğer öğretmen olacaksan şunu unutma, "Öğretmeni, öğrenci yetiştirir." İlgisi, alakası, sorduğu soruların zorluk derecesi, seni araştırmaya ve kendini geliştirmeye iter.
    Ama kazın bir de öbür ayağı var. Krşına her zaman seni yetiştirecek öğrenci çıkmayacak, hatta çoğu seni köreltecek. Anlıycan öğretmenlik zor zanaat.
    BENDE MAT ÖĞRETMENLİĞİ İSTİYORDUM AMA DÜN BİR HABER BENİ KORKUTTU
    iyi bir üniversitede okursam yaparım diyordum dün akşam haberlerde gördüm atanamayan öğretmenler eylem yapıyorlardı.
    içlerinde bir tanesi odtü matematik öğretmenliğinden mezunuyumm dedi. ve üniversitenin bir etkisi olup olmadığı konusunda kararsızlığa kapıldım
    hocam okunan üniversitenin bir etkisi var mı? iyi bir üniversitede okumanın artısı var mıdır?

  7. #17

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni
    BENDE MAT ÖĞRETMENLİĞİ İSTİYORDUM AMA DÜN BİR HABER BENİ KORKUTTU
    iyi bir üniversitede okursam yaparım diyordum dün akşam haberlerde gördüm atanamayan öğretmenler eylem yapıyorlardı.
    içlerinde bir tanesi odtü matematik öğretmenliğinden mezunuyumm dedi. ve üniversitenin bir etkisi olup olmadığı konusunda kararsızlığa kapıldım
    hocam okunan üniversitenin bir etkisi var mı? iyi bir üniversitede okumanın artısı var mıdır?
    MEB için hepsi aynı, ama özel okullar ve dershanelerde dikkat ediyorlar.
    Yalnız dediğim gibi, kendini yetiştirmek çok önemli bu hususta. Eğer bir ODTÜ mezunu, sadece okuduğu okulun ismiyle ömrünü tüketmeyi düşünürse, bir yerde bocalıycaktır. Kaplumbağa ve tavşan hikayesini unutma
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.

  8. #18

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite
    MEB için hepsi aynı, ama özel okullar ve dershanelerde dikkat ediyorlar.
    Yalnız dediğim gibi, kendini yetiştirmek çok önemli bu hususta. Eğer bir ODTÜ mezunu, sadece okuduğu okulun ismiyle ömrünü tüketmeyi düşünürse, bir yerde bocalıycaktır. Kaplumbağa ve tavşan hikayesini unutma
    düşüncelerinizi paylaştığınız için teşşekkürler

  9. #19

    Statü
    Grubu
    Üye
    İş
    12. sınıf
    Sayın hocalarım benim de size bir sorum olacak; MatemaikçiFM hocamızın reddettiği "Asistanlık" nedir? nasıl bir iştir?
    3 Tür Beyin Vardır:
    Küçük Beyinler; İnsanları,
    Orta Beyinler; Olayları,
    Büyük Beyinler; Fikirleri
    tartışır.

  10. #20

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.


 
1 2

  • Bu yazıyı beğenerek
    destek
    verebilirsiniz

    Foruma üye olmana gerek yok! Facebook hesabınla yorumlarını bekliyoruz!
  • Benzer konular

    1. ODTÜ Makine Mühendisliği
      Furkan61, bu konuyu "Sınavlar" forumunda açtı.
      : 34
      : 24 Eyl 2012, 23:01
    2. ALI MUHTAROGLU/ Elektrik-Elektronik Mühendisliği
      Little Hill, bu konuyu "Sohbet" forumunda açtı.
      : 4
      : 05 Ağu 2012, 14:32
    3. İşitme engelliler öğretmenliği
      mürşde, bu konuyu "Sohbet" forumunda açtı.
      : 10
      : 29 Tem 2011, 18:19
    4. : 3
      : 24 Haz 2011, 10:20
    5. Bilgisayar Destekli Matematik Eğitimi Öğretimi
      Admin, bu konuyu "Matematik Öğretmenleri Dökümanları" forumunda açtı.
      : 2
      : 21 Eki 2010, 22:33
    Forum Kullanım ve Gizlilik Kuralları