1. #11

    Statü
    Grubu
    Üye
    İş
    12. sınıf

    Sponsorlu Bağlantılar

    ya Zaten cok para pesinde diilim yanlis anlamayin ama mesela dersanedeki hoca soyle demisti: olm universiteyi bitiricen gelicen 23-24 yasina hala babandan harclik almak koyar sana bi yerden sonra kendi parani kazanman lazim. benim korkum hic bisey yapamamak bide matematikciler asosyal olur falan diyolar o korkutuyo beni yani soyutlanmak istemiyorum dunyadan

  2. #12

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Öğretmen

    Sponsorlu Bağlantılar

    hukuk oku, arada matematiğe bakar stres atarsın
    Metin Emiroğlu Anadolu Lisesi.

    Endemik Yayınları

  3. #13

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite

    Sponsorlu Bağlantılar

    yanlış anlamdım sen yanlış anlama herkesin hayatı farklıdır asosyallik görecelidir benmde cevremde bi kaç insan babasının yanında calısıyor tamam garanti ama mutsuzlar cunkü kendi hayatları yok bence insan kendi hayatını yanlısıyla doğrusuyla kabul etmeli çevresindekileri kırmadan hayata bidaha gelme sansımımz yok ve bu hayat senin gercekten ne olmak ne yapmak istiyosun onu belirle hayatının senin olmasınımı yoksa baskasının kurduğu bi hayatı yasamkmı bunları iyi düşünmelisin ilerde keske dememelisin
    '' GET EVERYONE İS HAPYY ''

  4. #14

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni
    Akademik kariyer için bir bölüm seçilmez. Çünkü ünverst. Gelenlerin %75 i akademik kariyer ister %5 i hedefne ulaşır rakamlar tahmini ama meramımı anlatabildm sanyrum... Hocalara kağıt beğendirmek derslerden AA düşürmek hiç de kolay değil nesnellik değil de bazen öznellik çarkında dönüyo bu notlar gözüne girdiğin hocanın dersinden eksik kağıt versen dahi yüksek not alabiliyosun.... Sınav kağıdını okumayan hocalarla bile karşılaşıyosun standart puan dilimlerni kullanıyo hoca vesaire vesaire....gözünü korkutmuş gibi olmym da bi de bunun üds ales vb boyutları var. Zormu? değil ama bunları aşmak da kolay değil... Sadece çalışmak değil bi çok faktör işin içine giriyo.bazen de olmayınca olmuyo mat bölümünü yazıcaksan da bunları göze al düşün taşın öyle yaz. Değilse hayal kırıklığna uğraman muhtemeldir... Hiç bi bölüm sadece akademik kariyer için yazılmaz bunu ünv. Gidince inş. Daha iyi anlıcaksın... Akademik kariyer çaba emek bunların yanında biraz da şans ya da nasip getrektirir. İkinci ihtimalin seni memnun etmediği bölümleri yazma.... Ki alternatifler insanı her zaman rahatlatır. Akademisyenlik olmadığnda da sana ilerde istediğin mesleği yapmanı sağlıcak bi bölüm oku vesselam
    Bu konuda, sana katılmıyorum Mürşide. Eğer herkes bu zihniyetle düşünürse, ne bilim gelişir, ne Matematik gelişir, ne de Türkiye gelişir.
    Akademik eğitim, meşakkatli bir iştir, kimse kariyeri sana altın tepside sunmıycak zaten, onu sen gayretinle elde edeceksin. Akademik çalışma, özveri işidir, gönül işidir, sevgi işidir. "Akademik çalışma, ömür boyu öğrenci olmak demektir." Senin gayretini, zekanı, işine verdiğin önemi gören herkes önünde sonunda , sana hakkını teslim edecektir.
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.

  5. #15

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni
    Canım, kariyer ve akademik çalışma deyince, içimde kalan bir uhdeyi de sizinle paylaşayım. Bu anlatacaklarım, düşüncelerini olumlu mu, olumsuz mu etkiler bilmiyorum, ama yine de anlatayım.
    Orta okulu yatılı okudum. Matematiğe az buçuk yatkınlığım vardı. Sayılarla oynamayı seviyordum. Okulda, yazılı zamanları, arkadaşlar, beni erkenden kaldırıp, konu anlattırırlardı. Genelde hep böyledir , ama benim ki, biraz farklı oldu. Benim sahip olduğum zekayı genelde hep öğretmenlerim ve başkaları farketti ve bana farkettirdi. Ortaokulda , Matematik öğretmenimiz, dersten sonra bana, o günkü konuları bir daha anlatır, git bunu arkadaşlarına anlat derdi. Öğretmenlik sevdası böyle başladı bende. Hem Matematik hem de, anlatma olayı birleşince, Matematik Öğretmenliği hedefi koydum kendime . Kaderimizde Gazi Eğitim Matematiğe gitmek varmış ve gittim. Üniversiteye gelene kadar, akademik çalışma gibi bir olayın farkında değildim, hatta son sınıfa kadar. Bizden önce mezun olmuş arkadaşların, hemen mezuniyet arkasından, orada asistan olarak göreve başlayıp bize derse grdiklerini biliyordum, ama yine de, hiç öyle bir şeye heveslenmedim. Ta ki, bir hocamızın, bana asistanlık teklif etmesine kadar.
    Okulda inek değildim, belki başarıda ilk onun içindeydim, ama o kadar parlak bir başarım yoktu, ya da ben öyle zannediyordum. Bir Yar. Doç. hocamız bana, asistanım olur musun dedi. Severdi beni, belki, Mürşidenin dediği gibi , siyaset falan , başıma talih kuşu konmuştu , ne biliyim, ama sadece bu da değil, herhalde bende bi şeyler gördü, Benim bildiğim, kolay kolay hocalar böyle teklifler sunmaz öğrencilerine. hocam biraz düşüneyim dedim. İki şey, beni olumsuz cevaba yöneltti. Birincisi, o güne kadar hiç akademik çalışmayı düşünmeme, ve oraya öğretmen olmak için gelmem, ikincisi de, ömür boyu sürecek olan bir yolun başlangıcı, ömür boyu okumak. Açıkçası tırstım. O güne kadar hiç düşünmemiştim böyle birşeyi. Ve hocama dedim ki, hocam kusura bakmayın, ben buraya öğretmen olmaya geldim, ve mezun olup klasik bir öğretmen olucam. O hoca daha sonra, bölüm 3. sü bir arkadaşa teklif etti asistanlığı ve o kabul etti.
    Bundan sonra neler oldu? Önce arkadaşın başından geçenleri anlatayım.
    O arkadaş Gazide, 10-11 sene kadar çalışmış, bazı şanssızlıkları yüzünden Gazide kadro alamamış, kadroya geçememenin verdiği stresle, 35 yaşında kanserden ölmüş.
    Şimdi , eğer ben o teklifi kabul etseydim, onun kaderi, benim kaderim mi olacaktı? Bilemiyorum ki.
    Ben naaptım peki?
    Öğretmenliğe başladım, ama bu teklifi reddetmem , ben de bir küskünlük oluşturdu. 14 senelik öğretmenliğimde, ne Anadolu lisesi, ne müdür yardımcılığı, ne de uzman öğretmenlik sınavlarına girdim. Bunların hepsi kariyer sayılırdı, ama ben kariyerin alasını, üniversitede geri çevirmiştim. Artık hiçbiri gözümde yoktu. Kör topal , sıradan ve vasat bir Matematik öğretmeni olarak devam ettim. Bundan 3 yıl evvel, beni tanıyan birisi, bana bir şey söyledi, zaten içimdeki bu yara, iyice azdı. Dedi ki, sen öğretmenliği yapamıyorsun, senin işin sınıfa girip öğrenciye ders anlatmak değil, masa başında, araştırma yapıp, akademik çalışma yapmak.
    Sonuç olarak, bu konu içimde hala bir uhde olarak duruyor, treni kaçırdım bir kere, bi daha da geri gelmez. Yani kaçan balık büyük oldu.
    O arkadaın başına gelenleri bildiğim halde, yine de, orda olmak isterdim, kaderin önüne kimse geçemiyor.
    Sana tavsiyem, ne olursa olsun gönlünün sesini dinle.
    Bu arada, sana bir abi tavsiyesi
    HAyatta mutlu olmak istiyorsan , iki şeyi doğru seçmelisin. Biri iş, diğeri de eş
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.

  6. #16

    Statü
    Grubu
    Site sahibi
    İş
    Matematik Öğretmeni
    Canım, kariyer ve akademik çalışma deyince, içimde kalan bir uhdeyi de sizinle paylaşayım. Bu anlatacaklarım, düşüncelerini olumlu mu, olumsuz mu etkiler bilmiyorum, ama yine de anlatayım.
    Orta okulu yatılı okudum. Matematiğe az buçuk yatkınlığım vardı. Sayılarla oynamayı seviyordum. Okulda, yazılı zamanları, arkadaşlar, beni erkenden kaldırıp, konu anlattırırlardı. Genelde hep böyledir , ama benim ki, biraz farklı oldu. Benim sahip olduğum zekayı genelde hep öğretmenlerim ve başkaları farketti ve bana farkettirdi. Ortaokulda , Matematik öğretmenimiz, dersten sonra bana, o günkü konuları bir daha anlatır, git bunu arkadaşlarına anlat derdi. Öğretmenlik sevdası böyle başladı bende. Hem Matematik hem de, anlatma olayı birleşince, Matematik Öğretmenliği hedefi koydum kendime . Kaderimizde Gazi Eğitim Matematiğe gitmek varmış ve gittim. Üniversiteye gelene kadar, akademik çalışma gibi bir olayın farkında değildim, hatta son sınıfa kadar. Bizden önce mezun olmuş arkadaşların, hemen mezuniyet arkasından, orada asistan olarak göreve başlayıp bize derse grdiklerini biliyordum, ama yine de, hiç öyle bir şeye heveslenmedim. Ta ki, bir hocamızın, bana asistanlık teklif etmesine kadar.
    Okulda inek değildim, belki başarıda ilk onun içindeydim, ama o kadar parlak bir başarım yoktu, ya da ben öyle zannediyordum. Bir Yar. Doç. hocamız bana, asistanım olur musun dedi. Severdi beni, belki, Mürşidenin dediği gibi , siyaset falan , başıma talih kuşu konmuştu , ne biliyim, ama sadece bu da değil, herhalde bende bi şeyler gördü, Benim bildiğim, kolay kolay hocalar böyle teklifler sunmaz öğrencilerine. hocam biraz düşüneyim dedim. İki şey, beni olumsuz cevaba yöneltti. Birincisi, o güne kadar hiç akademik çalışmayı düşünmeme, ve oraya öğretmen olmak için gelmem, ikincisi de, ömür boyu sürecek olan bir yolun başlangıcı, ömür boyu okumak. Açıkçası tırstım. O güne kadar hiç düşünmemiştim böyle birşeyi. Ve hocama dedim ki, hocam kusura bakmayın, ben buraya öğretmen olmaya geldim, ve mezun olup klasik bir öğretmen olucam. O hoca daha sonra, bölüm 3. sü bir arkadaşa teklif etti asistanlığı ve o kabul etti.
    Bundan sonra neler oldu? Önce arkadaşın başından geçenleri anlatayım.
    O arkadaş Gazide, 10-11 sene kadar çalışmış, bazı şanssızlıkları yüzünden Gazide kadro alamamış, kadroya geçememenin verdiği stresle, 35 yaşında kanserden ölmüş.
    Şimdi , eğer ben o teklifi kabul etseydim, onun kaderi, benim kaderim mi olacaktı? Bilemiyorum ki.
    Ben naaptım peki?
    Öğretmenliğe başladım, ama bu teklifi reddetmem , ben de bir küskünlük oluşturdu. 14 senelik öğretmenliğimde, ne Anadolu lisesi, ne müdür yardımcılığı, ne de uzman öğretmenlik sınavlarına girdim. Bunların hepsi kariyer sayılırdı, ama ben kariyerin alasını, üniversitede geri çevirmiştim. Artık hiçbiri gözümde yoktu. Kör topal , sıradan ve vasat bir Matematik öğretmeni olarak devam ettim. Bundan 3 yıl evvel, beni tanıyan birisi, bana bir şey söyledi, zaten içimdeki bu yara, iyice azdı. Dedi ki, sen öğretmenliği yapamıyorsun, senin işin sınıfa girip öğrenciye ders anlatmak değil, masa başında, araştırma yapıp, akademik çalışma yapmak.
    Sonuç olarak, bu konu içimde hala bir uhde olarak duruyor, treni kaçırdım bir kere, bi daha da geri gelmez. Yani kaçan balık büyük oldu.
    O arkadaın başına gelenleri bildiğim halde, yine de, orda olmak isterdim, kaderin önüne kimse geçemiyor.
    Sana tavsiyem, ne olursa olsun gönlünün sesini dinle.
    Bu arada, sana bir abi tavsiyesi
    HAyatta mutlu olmak istiyorsan , iki şeyi doğru seçmelisin. Biri iş, diğeri de eş
    Bu kadar içten yazmanız çok güzel. Teşekkür ederim hocam.

  7. #17

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Matematik Öğretmeni
    Bu kadar içten yazmanız çok güzel. Teşekkür ederim hocam.
    Bu konuda gerçekten "hassasum" öğretmenim.
    3 tür beyin vardır.
    Küçük beyinler, insanları;
    Orta beyinler, olayları;
    Büyük beyinler, fikirleri;
    tartışır.

  8. #18

    Statü
    Grubu
    Üye
    İş
    12. sınıf
    cok tesekkur ederim hocam. bana zaman ayirdiginiz ve icten bir cevap yazdiginiz icin

  9. #19

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite
    Canım, kariyer ve akademik çalışma deyince, içimde kalan bir uhdeyi de sizinle paylaşayım. Bu anlatacaklarım, düşüncelerini olumlu mu, olumsuz mu etkiler bilmiyorum, ama yine de anlatayım.
    Orta okulu yatılı okudum. Matematiğe az buçuk yatkınlığım vardı. Sayılarla oynamayı seviyordum. Okulda, yazılı zamanları, arkadaşlar, beni erkenden kaldırıp, konu anlattırırlardı. Genelde hep böyledir , ama benim ki, biraz farklı oldu. Benim sahip olduğum zekayı genelde hep öğretmenlerim ve başkaları farketti ve bana farkettirdi. Ortaokulda , Matematik öğretmenimiz, dersten sonra bana, o günkü konuları bir daha anlatır, git bunu arkadaşlarına anlat derdi. Öğretmenlik sevdası böyle başladı bende. Hem Matematik hem de, anlatma olayı birleşince, Matematik Öğretmenliği hedefi koydum kendime . Kaderimizde Gazi Eğitim Matematiğe gitmek varmış ve gittim. Üniversiteye gelene kadar, akademik çalışma gibi bir olayın farkında değildim, hatta son sınıfa kadar. Bizden önce mezun olmuş arkadaşların, hemen mezuniyet arkasından, orada asistan olarak göreve başlayıp bize derse grdiklerini biliyordum, ama yine de, hiç öyle bir şeye heveslenmedim. Ta ki, bir hocamızın, bana asistanlık teklif etmesine kadar.
    Okulda inek değildim, belki başarıda ilk onun içindeydim, ama o kadar parlak bir başarım yoktu, ya da ben öyle zannediyordum. Bir Yar. Doç. hocamız bana, asistanım olur musun dedi. Severdi beni, belki, Mürşidenin dediği gibi , siyaset falan , başıma talih kuşu konmuştu , ne biliyim, ama sadece bu da değil, herhalde bende bi şeyler gördü, Benim bildiğim, kolay kolay hocalar böyle teklifler sunmaz öğrencilerine. hocam biraz düşüneyim dedim. İki şey, beni olumsuz cevaba yöneltti. Birincisi, o güne kadar hiç akademik çalışmayı düşünmeme, ve oraya öğretmen olmak için gelmem, ikincisi de, ömür boyu sürecek olan bir yolun başlangıcı, ömür boyu okumak. Açıkçası tırstım. O güne kadar hiç düşünmemiştim böyle birşeyi. Ve hocama dedim ki, hocam kusura bakmayın, ben buraya öğretmen olmaya geldim, ve mezun olup klasik bir öğretmen olucam. O hoca daha sonra, bölüm 3. sü bir arkadaşa teklif etti asistanlığı ve o kabul etti.
    Bundan sonra neler oldu? Önce arkadaşın başından geçenleri anlatayım.
    O arkadaş Gazide, 10-11 sene kadar çalışmış, bazı şanssızlıkları yüzünden Gazide kadro alamamış, kadroya geçememenin verdiği stresle, 35 yaşında kanserden ölmüş.
    Şimdi , eğer ben o teklifi kabul etseydim, onun kaderi, benim kaderim mi olacaktı? Bilemiyorum ki.
    Ben naaptım peki?
    Öğretmenliğe başladım, ama bu teklifi reddetmem , ben de bir küskünlük oluşturdu. 14 senelik öğretmenliğimde, ne Anadolu lisesi, ne müdür yardımcılığı, ne de uzman öğretmenlik sınavlarına girdim. Bunların hepsi kariyer sayılırdı, ama ben kariyerin alasını, üniversitede geri çevirmiştim. Artık hiçbiri gözümde yoktu. Kör topal , sıradan ve vasat bir Matematik öğretmeni olarak devam ettim. Bundan 3 yıl evvel, beni tanıyan birisi, bana bir şey söyledi, zaten içimdeki bu yara, iyice azdı. Dedi ki, sen öğretmenliği yapamıyorsun, senin işin sınıfa girip öğrenciye ders anlatmak değil, masa başında, araştırma yapıp, akademik çalışma yapmak.
    Sonuç olarak, bu konu içimde hala bir uhde olarak duruyor, treni kaçırdım bir kere, bi daha da geri gelmez. Yani kaçan balık büyük oldu.
    O arkadaın başına gelenleri bildiğim halde, yine de, orda olmak isterdim, kaderin önüne kimse geçemiyor.
    Sana tavsiyem, ne olursa olsun gönlünün sesini dinle.
    Bu arada, sana bir abi tavsiyesi
    HAyatta mutlu olmak istiyorsan , iki şeyi doğru seçmelisin. Biri iş, diğeri de eş
    Hocam içinizde kalması sizi üzmesin. Her şeyde vardır bir hayır. Eğitim alanında yaptığınız çalışmalar da asla küçümsenmemeli. Önemli olan insana yatırım yapmaktır. Bu ister ilkokulda ister ortaokulda ister lisede ister üniversitede olsun. Yetiştirdiğiniz kişiler sizi değerli kılar. Bunun dışında insan neye yatırım yaparsa yapsın bu kadar değerli değildir. Belki bilime adamalıydım kendimi diye düşünüyorsunuz. Bilimle her an ilgilenebilirsiniz. Fakat insanlara güneş gibi doğmak onları aydınlatmak onları eğitmek, onlara öğretmek ve yol göstermek en kıymetlisi.
    Bizi cehenneme de koysan,
    Yine orada Rahman ve Rahim olduğunu haykıracağız!
    Yine Sana ellerimizi kaldıracak,
    Yine Sana Rabb diyeceğiz!

    Sen başka birşey dedirtme Ya Rabbi! (Amin!)

  10. #20

    Statü
    Grubu
    Moderatör
    İş
    Diğer
    ben de bu ikilemde kalmıştım. matematik alanında kariyer yapmak mı yoksa o alanda çalışma ihtimalim çok düşük olsa da mühendislik okumak mı?
    düşündüm taşındım sürekli bir öğrencilik disiplininin bana uymadığına karar verdim. Kimse hepimiz hayat boyu öğrenciyiz demesinin lütfen, müfredatı belirlemekten siz ediyorum. velhasıl bi işi amatörce yapmanın rahatlığı profesyonelce yapmanın stresine galip geldi. mühendislik okudum matematikten hoşuma giden dersleri aldım o kadar.

    şimdi senin yazdıklarını okuyunca durumunun farklı olduğunu görüyorum. anladığım kadarıyla sen bu disipline girecek mental altyapıya sahipsin. sıra geldi seni cesaretlendirecek örneğe,
    yaşıtlarımdan bugüne kadar yakından tanıdığım en iyi matematikçi (muhtemelen bizim zamanımızın Türkiyedeki en iyisi) bilkent elektrik elektronik bölümünde eğitime başladı. ilk yılın ardından bunun doğru bi karar olmadığını düşünüp bilkent matematiğe geçiş yapıp oradan devam etti. amerikada doktora ardından da bildiğim kadarıyla su an özel bi üniversitede öğretim üyesi. hiç konuşmadım ama eminim bu seçiminden oldukça mutludur.
    kısaca şunu demek istiyorum para bu kadar mesele olmamalı kendinde bu azmi görüyorsan ve seviyorsan matematik kariyerine doğru ilerlemelisin. yok benim gibi bir yapın varsa hocanızın dediği gibi hukuk oku matematikle stres at ama asla parayı kararlarında bu kadar belirleyici bi noktaya koyma.


 
1 2 3

  • Bu yazıyı beğenerek
    destek
    verebilirsiniz

    Foruma üye olmana gerek yok! Facebook hesabınla yorumlarını bekliyoruz!
  • Benzer konular

    1. Bu tarz sorularda biraz zaman kaybediyorum,endişelenmeli miyim?
      Satranççı, bu konuyu "Özel Matematik Geometri" forumunda açtı.
      : 1
      : 01 May 2014, 21:07
    2. 5 Tane matematik sorusu lütfen yardım edin.
      Themongol, bu konuyu "10. sınıf matematik soruları" forumunda açtı.
      : 8
      : 11 Ara 2012, 20:17
    3. Yardım edin...
      ALPTUĞ, bu konuyu "6. sınıf matematik soruları" forumunda açtı.
      : 8
      : 21 Şub 2012, 20:57
    4. Yardım edin!!!!!
      ALPTUĞ, bu konuyu "6. sınıf matematik soruları" forumunda açtı.
      : 4
      : 14 Şub 2012, 21:29
    5. soru biraz uzun ama acil yardım lütfen,,,
      defne, bu konuyu "İlköğretim Matematik Öğretmenleri" forumunda açtı.
      : 1
      : 12 Ara 2010, 21:52
    Forum Kullanım ve Gizlilik Kuralları