1. #21

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite

    Sponsorlu Bağlantılar

    @Furkan
    Necip Fâzıl dedin de,

    @Nuran video paylaştın da ;





    Uğur Abinmizin Üstad Albümü var. Münir Nurettin Selçuk bir, o iki besteleme konusunda.
    ...

  2. #22

    Statü
    Grubu
    Moderatör
    İş
    11. sınıf

    Sponsorlu Bağlantılar

    [B][COLOR="red"]
    Beynine kurban olduğumum adamı. Eşi yok onun. O tek.
    Evet,cidden öyle ; İnternette araştırma yaparsan onunla 'kumarbaz' diye dalga geçiyorlar sormadan edemiyorum acaba buna zıt olan görüşteki insanlar pek mi hayırlı?...

  3. #23

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite

    Sponsorlu Bağlantılar

    Evet,cidden öyle ; İnternette araştırma yaparsan onunla 'kumarbaz' diye dalga geçiyorlar sormadan edemiyorum acaba buna zıt olan görüşteki insanlar pek mi hayırlı?...



    Boş veer, konuşsunlar.
    ...

  4. #24

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite

    Uğur Abinmizin Üstad Albümü var. Münir Nurettin Selçuk bir, o iki besteleme konusunda.
    Albüm bir hârika ve iyi yazıyor-söylüyor.
    Sizleri çok seviyorum ♥

  5. #25

    Grubu
    Yasaklı üye
    İş
    12. sınıf
    Zindandan Mehmet'e Mektup

    Zindan iki hece Mehmed'im lafta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de geri adam boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmed' im!
    Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yolda tutuktur hapse düşeli...
    Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak.
    Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

    Bir alem ki, gökler boru içinde!
    Akıl olmazların zoru içinde.
    Üstüste sorular soru içinde:
    Düşün mü, konuş mu sus mu unut mu,,?
    Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı, asıldı
    Kaydını düştüler, mühür basıldı.
    Geçti gitti, Bir kaç günlük fasıldı.
    Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür bey dert dinler bu gün 'maruzat'!
    Çatık kaş... hükümet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş kim eder azat?
    Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
    Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi, Bir yırtıcı zil;
    Sayım var, Maltada hizaya dizil!
    Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
    İnsanlar zindanda birer kemiyet
    Urbalarla kemik, Mintanlarla et.

    Somurtuş ki bıçak, Nara ki tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccademin yüzünde şevkat;
    Beni kimsecikler okşamaz madem;
    Öp beni anlımdan, Sen öp seccadem!

    Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim senelik paydan!
    Zindanda dakika farksızdır aydan.
    Karıştır çayını zaman erisin;
    Köpük köpük, Duman duman erisin!

    Peykeler duvara mıhlı peykeler;
    Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
    gömülmüş duvara, baş baş gölgeler
    Duvar katil duvar, yolumu biçtin!
    kanla dolu sünger... beynimi içtin!

    Sükut... kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
    Tek nokta seçemez Dünyadan nazar.
    Yerinde mi acep ölü ve mezar
    yer yüzü boşaldı, habersiz miyiz?
    Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

    Ses demir, su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir,
    Ne gelir elden kader bu emir...
    Garip pencerecik, küçük, daracık;
    Dünya ya kapalı, Allah'a açık.

    Dua dua, eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
    gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
    Bir soluk, Bir tütsü Bir uçan buğu
    İplik ki incecik, örer boşluğu.

    Ana rahmi zahir şu bizim koğuş;
    Karanlığında nur, yeniden doğuş...
    Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
    Sen bir devsin yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa dim dik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
    Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
    Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

    Necip Fazıl Kısakürek

  6. #26

    Statü
    Grubu
    Moderatör
    İş
    11. sınıf
    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir tuz bulutu gibi
    Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    Ayaklarımdan belli
    Lambalar eğri
    Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu
    Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden
    Ve kuş sütünden
    Geceler ve gündüzlerde
    İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkis'in
    Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikârsın sen bellisin.
    Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgelendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgân'da
    Kandilli'nin kurşunî şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
    Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
    Yoktan da vardan da öte bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili





    Sezai KARAKOÇ

  7. #27

    Statü
    Grubu
    Üye
    İş
    11. sınıf
    İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
    Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
    Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

    Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
    Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
    Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

    (1949)

    Necip Fazıl Kısakürek

  8. #28

    Statü
    Grubu
    Üye
    İş
    Üniversite
    MONA ROSA
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister.
    Ah senin yüzünden kana batacak.
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Ulur aya karşı kirli çakallar,
    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
    Mona Rosa bugün bende bir hal var.
    Yağmur iri iri düşer toprağa,
    Ulur aya karşı kirli çakallar.

    Açma pencereni perdeleri çek,
    Mona Rosa seni görmemeliyim.
    Bir bakışın ölmem için yetecek.
    Anla Mona Rosa ben bir deliyim.
    Açma pencereni perdeleri çek.

    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
    Bende çıkar güneş aydınlığına.
    Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
    Seni hatırlatır her zaman bana.
    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar
    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
    Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
    Işıksız ruhumu sallar da durur.
    Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

    Ellerin, ellerin ve parmakların
    Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
    Ellerinden belli olur bir kadın,
    Denizin dibinde geziyor gibi.
    Ellerin, ellerin ve parmakların.

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.
    Saat onikidir söndü lambalar
    Uyu da turnalar girsin rüyana,
    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

    Akşamları gelir incir kuşları,
    Konarlar bahçemin incirlerine.
    Kiminin rengi ak kiminin sarı.
    Ah beni vursalar bir kuş yerine.
    Akşamları gelir incir kuşları.

    Ki ben Mona Rosa bulurum seni
    İncir kuşlarının bakışlarında.
    Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
    O masum bakışların su kenarında.
    Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
    Henüz dinlemedin benden türküler.
    Benim aşkım uymaz öyle her saza.
    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

    Artık inan bana muhacir kızı,
    Dinle ve kabul et itirafımı.
    Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
    Alev alev sardı her tarafımı.
    Artık inan bana muhacir kızı.

    Yağmurdan sonra büyürmüş başak,
    Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
    Bir gün gözlerimin ta içine bak
    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
    Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

    Altın bilezikler o kokulu ten
    Cevap versin bu kuş tüyüne.
    Bir tüy ki can verir gülümsesen,
    Bir tüy ki kapalı geceye güne.
    Altın bilezikler o kokulu ten.

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
    Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    Kanadı kırık kuş merhamet ister,
    Ah senin yüzünden kana batacak.
    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.



    Sezai KARAKOÇ...



    sezai karakoç bir başkadır benim için..necip fazıldan sonra tabi
    Bizden üzüntüyü gideren ALLAH'A hamdolsun...

  9. #29

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Diğer
    Semaver (özet)

    Sabah ezanı okundu. - Kalk yavrum, işe geç kalacaksın.
    Ali nihayet iş bulmuştu. Bir haftadır fabrikaya gidiyordu. Anası
    memnundu. Namazını kılmış, duasını yapmıştı. İçindeki Cenabı Hak'la
    beraber oğlunun odasına girince uzun boyu, geniş vücudu ve çok genç
    çehresi ile rüyasında makineler, elektrik pilleri, ampuller gören,
    makine yağları sürünen ve bir dizel motoru homurtusu işiten oğlunu
    evvela uyandırmaya kıyamadı. Ali işten çıkmış gibi terli ve pembe idi.
    Halıcıoğlu'ndaki fabrikanın bacası kafasını kaldırmış, bir horoz
    vekarıyla sabaha, Kâğıthane sırtlarında beliren fecri-kâzibe (tan
    yeli) bakıyordu. Neredeyse ötecekti.
    Ali nihayet uyandı. Anasını kucakladı. Her sabah yaptığı gibi yorganı
    kafasına büsbütün çekti. Anası yorgandan dışarıda kalan ayaklarını
    gıdıkladı. Yataktan bir hamlede fırlayan oğluyla beraber tekrar yatağa
    düştükleri zaman bir genç kız kahkahasıyla gülen kadın mesut
    sayılabilirdi. Mesutları çok az bir mahallenin çocukları değil
    miydiler? Anasının çocuğundan, çocuğun anasından başka gelirleri var
    mıydı? Yemek odasına kucak kucağa geçtiler. Odanın içini kızarmış bir
    ekmek kokusu doldurmuştu. Semaver, ne güzel kaynardı. Ali semaveri,
    içinde ne ıstırap, ne grev, ne de kaza olan bir fabrikaya benzetirdi.
    Ondan yalnız koku, buhar ve sabahın saadeti istihsal edilirdi.
    Sabahleyin Ali'nin bir semaver, bir de fabrikanın önünde bekleyen
    salep güğümü hoşuna giderdi. Sonra sesler. Halıcıoğlu'ndaki askeri
    mektebin borazanı, fabrikanın uzun ve bütün Haliç'i çınlatan düdüğü,
    onda arzular uyandırır; arzular söndürürdü. Demek ki, Alimiz biraz
    şairce idi. Büyük değirmende bir elektrik amelesi için hassasiyet,
    Haliç'e büyük transatlantikler sokmaya benzerse de, biz, Ali, Mehmet,
    Hasan biraz böyleyizdir. Hepimizin gönlünde bir aslan yatar.
    Ali annesinin elini öptü. Annesi gülüyordu. Evin küçük bahçesindeki
    saksıların içinde fesleğenler vardı. Ali birkaç fesleğen yaprağını
    parmaklarıyla ezerek avuçlarını koklaya koklaya uzaklaştı.
    Sabah serin, Haliç sisli idi. Arkadaşlarını sandal iskelesinde buldu;
    hepsi de dinç delikanlılardı. Beş kişi Halıcıoğlu'na geçtiler.
    Ali bütün gün zevkle, hırsla, iştiyakla çalışacak. Fakat
    arkadaşlarından üstün görünmek istemeden. Onun için dürüst,
    gösterişsiz işliyecek. Yoksa işinin fiyakasını da öğrenmiştir. Onun
    ustası İstanbul'da bir tek elektrikçi idi. Bir Alman'dı. Ali'yi çok
    severdi, İşinin dalaveresini, numarasını da öğretmişti. Kendi kadar
    usta ve becerikli olanlardan daha üstün görünmenin esrarı çeviklikte,
    acelede, aşağı yukarı sporda, yani gençlikte idi.
    Akşama, arkadaşlarına yeni bir dost, yeni bir kafadar, ustalarına
    sağlam bir işçi kazandırdığına emin ve memnun evine döndü.

    S.Faik ABASIYANIK
    Varlık, (37), 15 Ocak 1935
    İ∫MİM İMZADIR.

  10. #30

    Statü
    Grubu
    Kıdemli Üye
    İş
    Üniversite
    Bu gece sen onun yüzüne açılmaz bir kapı kapattın.
    Kirli, paslı menteşelerin sesinde sıkıştı yüreği
    Kirpikleri hissetti yokluğunu
    Büktü boynunu deprem bu…

    Aylar sonra bir oda dolusu yalnızlığıyla sokaktaydı
    Sicim gibi bir yağmur yağıyordu.
    Bir kenti boydan boya temizliyordu
    Sokakta kimsecikler yoktu
    Köpekler bir köşeye sinmiş onu gözetliyordu

    Kirliydi yaşamaktan utanıyordu
    Tit tir titriyordu yüreği
    Yaralı bir güvercin gibi…
    Oysa bu yürek bir zamanlar
    Güneşe ateş vermiş cehennemde buz satmıştı
    Şimdi köpekler onun için ağlıyordu.

    yorgundu, konuşamıyordu.
    Şu hayatı sırtından atamıyordu,
    Yerde kuru bir ayrılıkla bir kuş ölüsü yatıyordu
    Bir deli rüzgar ellerindeki tozu aldı
    Ne bir dost kaldı yanında,
    Ne de bir düşman aklında…

    Zor bir gün Önünü göremiyordu
    İnsanlar çığlık çığlığa yüzünü seçemiyordu
    Gözlerinde aşksız ayrılık vardı
    Kirpiğinden yüreğine saplanan
    Paslı bir tren gibi geçip giden ellerinde.
    Bir yalnızlık adımlarıyla büyüyen
    Belli değildi kimin sevdası kimin yüreğinde
    O aşkını taşırdı hayatın ta orta yerinde
    Sırtında ayrılık dilinde küfür

    Ben gidiyorum sen uyuyorsun.
    Pahalı bir kedi gibi sıcacık hayellerinin dibinde,
    Ben sokakta dövülmüş sahipsiz bir köpek gibiyim.
    Ben gidiyorum sen uyuyorsun
    Ben gidiyorum sen susuyorsun.
    Susmanın güzelliğinde suskunluğunla boğuluyorsun
    Siliyorum dudağında kalan yalanı
    Yalan doğuruyorsun,dokundukça ellerimde çoğalıyorsun.
    Ben geldiğim yoldan;
    Geldiğim gibi acılara bezenip
    Ayrılığı bir gelin gibi süsleyip gidiyorum

    Bir kapı kapandı
    Bu gece benimde gözlerimin içine
    Kirpiklerim hissetti yokluğunu
    Büktüm boynumu deprem bu.
    Tenime değdim kokun sinmiş mi diye
    Sol elime baktım; bahar gibiydin
    Avucuma kuşlar kondu parmağıma yıldızlar
    Bir nehir oldun aktın gittin
    Sağ elime baktım; Cehennemdin ayrılıktın kordun
    Deprem bu bir hayat yandı bitti kül oldu

    Adaklar yüreğimden geçip gitti
    Tutabilseydim birini
    Korkmadan kesebilseydim eğer
    Biliyorum gelecektin
    Zoruma gidiyor zor bir gün
    Biliyorum zorla güzellik olmaz
    Oysa çirkin olmak vardı
    Kovsanda kapından gitmemek vardı
    Ama bir yüzün vardı; ellerimde kaybolan
    Öyle bir küçüldümki; artık büyüme zamanı

    Ey sevdalılar; eydostlar;
    Var olan bütün güzellikler
    Yürüyemediğim parke taşları patika yollar
    dağlar,taşlar elveda
    Elveda ey sahil kasabaları gidemediğim köyler kentler
    Ey sırtında hayatı taşıyan insanlar
    Ey gagasında son bir tebessüm kalan martılar
    Ey ölmüş çocuğunun alnını öpen analar
    Siz kalın sağlıcakla
    Ben gidiyorum
    Gözlerinizden akan iki damla isyan olsun
    Bu bana yeter elveda yaralım elveda
    Kırkıncı kapıyı kapadım elveda..
    Daglarin Mektebi bi baska.

    Mehmet Tokat
    Taş kırılır ,Tunç erir.Ama Türklük ebedidir.
    Mustafa Kemal ATATÜRK

    Biyomedikal Mühendisliği


 
1 2 3 4

  • Bu yazıyı beğenerek
    destek
    verebilirsiniz

    Foruma üye olmana gerek yok! Facebook hesabınla yorumlarını bekliyoruz!
  • Benzer konular

    1. Bu Başlık Altında Beğendiğimiz Şarkıları Yazalım
      korkmazserkan, bu konuyu "Sohbet" forumunda açtı.
      : 30
      : 13 Tem 2013, 15:33
    2. Satranççılar buraya!
      MatematİkcİGM, bu konuyu "Tanışma" forumunda açtı.
      : 12
      : 21 Mar 2012, 13:30
    3. hangi meslekleri istiyoruz buraya yazalım
      korkmazserkan, bu konuyu "Eğlence" forumunda açtı.
      : 6
      : 05 Mar 2012, 21:09
    4. Sayı Yazalım
      Cem1971, bu konuyu "Özel matematik soruları" forumunda açtı.
      : 4
      : 24 Ara 2011, 23:20
    5. Fıkralar buraya
      nazlı2006, bu konuyu "Eğlence" forumunda açtı.
      : 9
      : 06 May 2011, 17:29
    Forum Kullanım ve Gizlilik Kuralları