Natalie Mars Sıfır rakamı, sıfır sayısı, sıfırın bulunuşu, sıfırın tarihi-tarihçesi icadı (kim buldu) » Sayfa 3 Natalie Mars
  Yükleniyor, lütfen bekleyiniz!

Sıfır rakamı, sıfır sayısı, sıfırın bulunuşu, sıfırın tarihi-tarihçesi icadı (kim buldu)

Özet


Sıfır, diğer rakamlardan çok sonra bulundu. Romalılar onu hiç tanımadılar. Babilliler onu hiç kullanmadılar. Tek başına hiçbir şey olmayan, ama diğerlerine bir büyüklük kazandıran bu tuhaf rakamın potansiyelini ilk olarak Hintliler keşfettiler. Sıfır, eğitimli-eğitimsiz her insanın yaşamına girmiş önemli simgelerden birisi olan sıfır, ilginç bir tarihe sahiptir. Bugün sayılar dizisinde otomatik olarak konumlandırdığımız sıfır, bu sağlam yerini edinebilmek için birçok süreçten geçmek zorunda kalmıştır. Sıfır üzerinde düşününce ve şaşırtıcı geçmişi incelenince, bunları bir yazıya dökmenin ve paylaşmanın iyi olacağını düşündüm. Bu derleme yazıyı bu amaçla hazırladım. Ilginç bir kavramın, gizemli ve derin anlamları üzerine bir yazı çıktı ortaya...


Sıfırın Tarihinde Dönüm Noktası ve Sonrası
Matematikte günümüzün temel sistemi olan “onluk sistem”in bir üstünlüğü, sıfır rakamı için ayrı bir işaretin (sembolün) bulunmasıdır. Sıfır işaretinin, gerektiğinde basamaklara (hanelere) yazılması gerekmektedir. Bu biçim I.S. 632 yılında uygulanmaya başlanmıştır ve bu tarihten sonra sıfırın sayılar dizisi içindeki konumunun sağlamlaşmaya başladığı görülmektedir (DAVENPORT web p.), (SDU web p.), (MATEMATIKÇI web p.).
Gerçi kaynaklar, sıfır kavramının (fikrinin) ilk olarak hangi uygarlık döneminde ve kim tarafından ortaya konulmuş (kullanılmış) olduğunda hemfikir değildir. Ancak yine de, zamanımıza kadar ulaşan belgeler Eski Hintlilerde, I.S. 632 yılından başlayarak sıfır için özel bir işaretin kullanılmış olduğunu
göstermektedir. Romalı ve Çinlilerin tersine, Eski Hint Bilginleri, aritmetik işlemleri, özel bir harf ve işaret belirtmeden, sadece 1’den 9’a kadar olan rakamlardan yararlanarak yazarlardı. Böylece, hesap işlerinde, sağdan sola doğru çoğalan (yükselen) rakamlar, ilk olarak ortaya çıktı. Işte bu rakamlar, I.S. 632 yılından sonra Hindistan dışında da tanınmaya başladı. Fırat'ta bir okul müdürü, aynı zamanda da manastır yöneticisi olarak çalışan Suriyeli bilgin Severus Sebokht (575-666/7), bilinen bütün yöntemlere üstün olan Hint hesabının, yani dokuz ayrı rakamın (işaretin) becerilerinden söz eder. Bu durum, Hint rakamlarının anlatım düzeyinin eriştiği değerin bir ifadesidir. Ancak, bu dokuz ayrı rakam, bazı sayıları ifade etmeye yeterli gelmiyordu. Çünkü; üç bin yedi yüz elli dört olan bir sayıyı 3754 şeklinde belirtmek olanaklıdır. Değeri üç yüz sekiz olan bir sayının da, 38 şeklinde ortaya çıkmaması, noksan (boş) kalan onlar basamağına (hanesine) değişik bir işaretlemenin yapılması zorunludur. Noksan (boş) kalan, basamağı (haneyi) işaretleyip, belirtmek için "boşluğu" şekillendirmek, anlamlandırmak zorundaydılar. Noktayı "sunya" veya "sunyabinde", boşluk veya içi boş yuvarlağı da "kha" kelimesi ile adlandıran Hint bilginleri, boş kalan basamağa (haneye), sembol olarak "daire" veya "nokta" şeklinde yeni bir simge verdiler. Bu sayı işareti, yani "0" veya "." (nokta) anlamındaki işaret, miladın 400. yılında, ilk kez Hint yazılı eserleri içinde görülmeye başlar. Hint Dünyası'nın, ünlü matematikçisi ve astronomu Brahmagupta2 sıfır rakamının bugünkü anlamda kullanımı dönemini başlatmıştır. Karesel eşitlikler üzerinde çalışan Hintli matematikçi ve astronom Brahmagupta, 632 yılında yazdığı, astronomi konuları ile ilgili Siddhanta adlı eserinde, dokuz ayrı sayı işareti ve sıfır ile birlikte hesap yapmaya ilişkin kuralları göstermiştir. Bu bilgine kadar, bir sayıyı sıfırla bölmeyi aklından geçiren kişi, matematikçiler tarafından deli olarak nitelenirdi. Çünkü sıfırla bölmenin sonucu, sıfırla çarpıldığında yeniden başlangıç sayısını veren bir sayı olmalıydı. Böyle bir sayı sıfırla çarpıldığında her zaman yalnızca sıfır olacağından, hiçbir zaman sıfırdan farklı bir sonuç elde edilemezdi. Bu nedenle matematikçiler sıfıra bölmeyi yasaklamışlardır. Buna karşın en azından sıfır sayısını sıfıra bölmeye izin verilebilirdi. Çünkü bu durumda, sözgelimi sonuç sayısı 23 olabilir. Bunun anlamı, 23 sayısı sıfırla çarpılırsa, yeniden başlangıç sayısına dönülmüş demektir. işlemi yapan, “hepsi iyi de, matematik olarak yine de uygun değil,” diye yanıt verebilirdi. Çünkü sıfırla çarpılan her sayı işleminin sonunda sıfır elde edilirken, sıfıra bölme sonucunda bütün sayılar uzayında herhangi bir sonuç bulunabilir. Bu sonuç ise doğru düşünen matematikçi için bir çözümün olmamasından çok daha kötüdür. işte astronom Brahmagupta M.Ö. 628 yılında, matematik kitabında, toplama, çıkarma, çarpma, bölme ve üs almadan oluşan beş temel işlemin yalnızca pozitif sayılara değil, negatif sayılara ve sıfır sayısına nasıl uygulanacağını göstermiştir. Böylece sıfır ile işlemler için kesin mantıksal kuralları belirlemiştir. Brahmagupta, uzaysal büyüklüklerde sıfırla bölme cesareti göstermiş ve “Herhangi bir sayının sıfırla bölünmesinin sonucu sonsuzdur,” diyebilmiştir. Böylelikle Hindistan’ın cebir dünyasına hediye ettiği kurala ulaşılmış, sayı kavramının diğer genellemeleri için yolun önü de açılmış, doğa bilimleri ve teknik sağlam bir matematiksel temele oturmuştur (CERUTTI web p.). Bunun tek istisnası, kesin bir sonuç olmayan sıfırın sıfıra bölünmesiydi. Bir diğer Hintli matematikçi Bhaskara (1114-1185), "sonsuz"u şöyle tanımlamıştır: “Hiçbir değişiklik göstermeyen bir miktar... Bu miktara ne ekler ya da çıkarırsanız, 2Brahmagupta’nın  doğum  tarihi  değil,  ama  ilginç  biçimde  ölüm  tarihi konusunda farklılıklar var. Doğum tarihi olarak genellikle 598 yılı kullanılmakta, ama ölüm tarihi olarak 660 ile 670 arasında değişen tarihler verilmektedir. hiç bir değişiklik ortaya çıkmaz... Yani Tanrı'nın sonsuzluğu gibi...” Sıfır için, ayrı bir özel işaretin bulunuşu ve basamak fikrinin ustaca kullanılışı, onluk sistemi, sadece matematiğin değil,bilim dünyasının en elverişli sistemlerinden biri yapmıştır. Onluk sistemin bu durumu için, Fransız matematikçi Pierre Simon Laplace (1749-1827), bu konuda “Dünyanın en yararlı sistemlerinden biridir,” demektedir.
 
Sayfa 1 Sayfa 2 Sayfa 3 Sayfa 4 Sayfa 5 Sayfa 6


avatar
Zeynepp 17 Nisan 2019 16:15 | Ziyaretçi
Gerçekten başarılı bir makale olmuş.Ellerinize sağlık.
   
avatar
mehmey 3 Nisan 2016 16:09 | Ziyaretçi
ödevime yardımcı oldu "çok teşekürler"
   
avatar
Seda Hakoğlu 8 Mart 2013 18:04 | Ziyaretçi
Olm bu ne bicim odevdir kardeşim yha .. ? he ? Tm. Ödev ii deilsede Konu bu kadar kötü ve sıkıcı olmak zorundamı ?
   
avatar
FURKAN KALYONCU 14 Kasım 2012 21:19 | Ziyaretçi
çok teşekkür ederim performans görevini yaptım sağ olun :D
   
avatar
emirmarko 3 Ekim 2012 18:20 | Ziyaretçi
çok saolun ödevime yardımcı oldunuz
   
avatar
avrii 21 Şubat 2012 21:59 | Ziyaretçi
sağ olun ödevime yardımcı oldunuz
   
avatar
fatime 1 Ocak 2012 12:05 | Ziyaretçi
arkadaşlar aynen benimde ödevime çok yardımcı oldu çok teşekkürler
   
avatar
azra 28 Kasım 2011 20:17 | Ziyaretçi
proje ödevime çok yarıdımcı oldu çok mersi :D  
   
avatar
alican gürsoy 27 Kasım 2011 09:56 | Ziyaretçi
Saolun çok yardımcı oldunuz  
   
avatar
joneskamomes 20 Ekim 2011 13:30 | Ziyaretçi
çok saolun proje me yadımcı oldunuz
   

Zorunlu

Zorunlu