Yükleniyor, lütfen bekleyiniz!
22 Ocak 2009
yazan: mhmtrs

2010 Öss haberi ile ilgili yorumum google ara
Facebookta paylaş

işlem hesap
 Millet olarak kaymağı çok seviyoruz. Ama altındaki yoğurdun bozuk olup olmaması bizi pek ilgilendirmiyor. Yoğurdun kendisi belki ekşi ama olsun, kaymağı tatlı olduktan sonra bizim için bi problem yoktur.
 Ne mi saçmalıyorum? Mathsman’in gönderdiği haberden yani ÖSS sınavındaki değişiklikten bahsediyorum.
 Bence ÖSS’nin amacı, yukarıda bahsettiğim kavramların seviyesini ölçmek olmalıdır. Ancak bunun için öğrencide belli bir seviyede bilgi, zeka, yetenek ve yaratıcılık olmalı ki seviye tespiti yapılabilsin. Peki bizdeki ilk ve ortaöğretim kurumları, bizim bilgi, zeka, yetenek ve yaratıcılık düzeyimize ne ölçüde katkıda bulunuyor?

 Sürekli duymaya alışık olduğumuz bi cümle var yaşantımızda. “Avrupa veya Amerika veya Bütün Dünya böyle yapıyor. Biz de bu yönde ilerliyoruz”. Birçok konuyla ilgili bu cümleyi duyuşsunuzdur. Ben burada ÖSS’deki değişiklikle ilgili yorumda bulunmaya çalışıcam.
 
 ÖSS sisteminde istediğimiz kadar değişiklik yapalım, ilköğretimdeki sistem yerine oturmadıkça ortaya sağlıklı bir sonuç çıkması mümkün değildir. Yapının malzemesi kerpiç olduktan sonra siz onun üzerine altın kaplayamazsınız. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu beraberce tartışıp, tabandan tavana sağlıklı bir sistem oturtmadıkça, ayrı ayrı yapılan değişikliklerin ne bireylere ne de topluma bir katkısı söz konusu olamaz.
 
 Buradaki sorun sınavın kaç oturumda yapılacağı, hangi konudan kaç soru geleceği veya soruların uçlarının açık olup olmaması değildir. Önemli olan ÖSS aşamasına gelen öğrencinin o noktaya kadar edindiği bilgi, zeka, yetenek ve yaratıcılık seviyesinin ölçülmesidir. Bu noktada iki soru yöneltmek istiyorum. “ÖSS bunların hangilerini hangi ölçüde tespit edebiliyor?”, “ÖSS’de sizce hangi değişiklikler yapılırsa bu amaca uygun olur?”

 Bence ÖSS’nin amacı, yukarıda bahsettiğim kavramların seviyesini ölçmek olmalıdır. Ancak bunun için öğrencide belli bir seviyede bilgi, zeka, yetenek ve yaratıcılık olmalı ki seviye tespiti yapılabilsin. Peki bizdeki ilk ve ortaöğretim kurumları, bizim bilgi, zeka, yetenek ve yaratıcılık düzeyimize ne ölçüde katkıda bulunuyor?
 Howard Gardner’ın Çok Yönlü Zeka Kuramını mutlaka duyanlar ya da bilenler vardır. Bu kurama göre sekiz çeşit zeka türü vardır ve her insanda bunlardan bir miktar bulunur, ancak bir veya birkaçı daha baskındır. Bu zeka türleri Dilsel-Sözel Zeka, Mantıksal-Matematiksel Zeka, Müziksel Zeka, Görsel-Uzamsal Zeka, Bedensel-Kinestetik Zeka, Sosyal Zeka, İçsel Zeka ve Doğal Zeka’dır.(Kaynak: Enver YOLCU, Sanat Eğitimi Kuramları ve Yöntemleri, Nobel Yayın Dağıtım) (İsteğe bağlı olarak bu konuda ayrıca bir yazı hazırlayabilirim.) Bireyde bu zeka türlerinden hangisi veya hangileri baskınsa ona göre yeteneklerle donatılmıştır ve yaşamlarında o alana ait meslek gruplarında daha başarılı olurlar. Bu basite alınacak bir konu değil, uzun araştırmaların sonucunda ortaya konulan bilimsel bir bilgidir. Öncelikle yapılması gereken, kişilerde bu zeka türlerinden hangilerinin baskın olduğunun tespit edilmesi ve o yönde eğitim verilmesidir. Ancak bunun tespiti ÖSS aşamasında değil daha ilköğretimde yapılmalıdır.
 
 Şimdi bir düşünün. Bizde bu uygulamayı sağlayacak yeterli altyapı var mı? Hâlâ bir çok okulda ısınma problemi yaşanırken, bu sistemi uygulayacak atölye laboratuar ve işlik kurulabilmesi mümkün mü?

 Özetleyecek olursak; Avrupa’dan, Amerika’dan veya Dünyanın herhangi bir yerinden bir sistemi alıp kullanırken arkasındaki parametreleri de göz önünde bulundurmamız gerekir. Aile yapısı, toplumun ekonomik-sosyal-psikolojik durumu, kültürel birikimlerimiz ve daha bir çok unsur birbiriyle bağlantılıdır.
 Okul öncesinden itibaren eğer özgürlükçü, teşvik edici ve uygulamaya yönelik bir eğitim sisteminiz yoksa ÖSS’de test yerine ucu açık sorular sorarak sentez yeteneğini geliştiremezsiniz. Bu geç kalınmış bir çabadan daha öteye gidemez.

Bu konuda sizlerin de yorumlarınızı bekliyorum.
Saygılarımla…

polat | 28 Ocak 2009 17:02 | Üye
avatar
arkadaşıma katılıyorum..
Ben şunu belirtmek istiyorum Milli eğitim her yeni iktidarın geldiğinde yendien müfredatı değişen bir kurum olduğu sürece , milli eğitimin içindeki yöneticiler iktidarla birlikte değiştiği sürece bu ülkenin özgür iradeyle yetişen ve kendini geliştirebilen gençler yetiştirmesi çok zor bir ihtimaldir.Bana göre Milli eğitimin tek bir çizgisi ve amacı olmalı, bunun için ülkemizdeki milli eğitime katkı sağlayabilecek değerli insanlarımızın bir platform oluşturup bununla ilgili rapor hazırlaması ,ve bu raporun sürekli yenilenen teknolojilerle birlikte güncellenerek , bu rapor doğrultusnda ilkokuldan başlamak üzere yüksek öğrenime kadar yeniden yapılanmasını sağlamak gerekmektedir ve hiç bir şekilde gelen iktidar partisinin bu kurum üzerinde etkisi olmaması gerekmektedir.Milli eğitim bu şekilde işlediği zaman kendine güvenen,teknolojiyi takip eden,donanımlı,sürekli gelişmeye açık bireyler yetiştirebiliriz.İşte o zaman kendi teknolojisini kendi üreten,kendi sanayisini kuran geliştiren ve diğer ülkelere pazarlayan kendinden emin daha güçlü bir ülke oluruz.
Herşeyin başı eğitim öğretimdir,umarım milli eğitim kalitesi yeterli seviyelere ulaşır.
   

Zorunlu

Zorunlu