Yükleniyor, lütfen bekleyiniz!
13 Eylül 2010
yazan: mathsman

Matematik korkusunu nasıl yenebiliriz ? google ara
Facebookta paylaş

Matematik KorkusuBir eğitimci olarak Türk Milletinin ''Milli Korkusu'' olan matematik korkusunu nasıl yenebilirizin sorusunun cevaplarını yıllardır araştırıyorum. Araştırmalarımın sonucunda aradığım sorulardan bir çoğunun cevaplarını kitaplarda değil bilakis hayatın içinde buldum.

Gelin Türk Milleti olarak daha önce yendiğimiz korkuları bir bir gözden geçirelim.

70-80 ve 90'lı yıllarda futbolda ''Milli Takım'' ve ''Kulüp Takımları'' mız Avrupa Ülkeleri ile her yapacağımız maçtan önce yenilgiyi baştan kabul ederek daha başlamadan maçı kaybederdik..Arada bir galip gelince de bir mucize gerçekleştirmenin sevinciyle kendimizden geçerdik. Farklı yenilince üzülüyorduk ama eğer az farklı bir sonuçla yenilince ''Yenildik ama ezilmedik!'' diyerek avunuyorduk.

2000'li yıllarda Türk gençlerine inanan teknik direktörlerin katkısı ile Milli Takımımızın ve kulüp takımlarımızın aldığı başarılı sonuçlar kendimize güvenimizi kazanmamıza neden oldu.Artık eskisi gibi yenilgileri kabul ederek ''Yenildik ama ezilmedik!'' demeyi bıraktık ve daha önce bizi sokağa döken galibiyetleri normal bir sonuç kabul etmeye
daha başarılı sonuçlar beklemeye başladık.

Futbolda yaşadığımız gelişimin benzerini voleybolda , basketbolda yaşadık.

Sporda yaşadığımız bu değişimin ana nedeni nedir ? Tabii ki kendimize duyduğumuz inanç ve özgüvenin artması. Aslında Avrupalı sporcuların bizden yetenekli olmadıklarını, asıl yeteneğin çalışarak geliştirildiğini öğrendik.Kazandığımız her yeni başarı kendimize olan inancımızın ve özgüvenimizin daha da gelişmesini sağladı.

Bu kısa girişten sonra konuyu matematiğe ve eğitime getirirsek yaşadığımız başarısızlıklarımızın çoğunda ana nedenin yetenek değil toplumumuzda var olan yanlış öngörülerdir.

Beynimizi bir bilgisayar programımıza benzetirsek , o programları çalıştırmak için ek programlara da ihtiyaç vardır.

Beynin Programlanması: Her toplumun bir genel hafızası bir de toplumun fertlerine ait bireysel hafızası vardır. Birçok insan özel hafızasını programlarken toplumda oluşan genel hafızanın etkisinde kalır ve özel hafızasına bu programları depolar. Eğer o toplumda olayların nedenleri ve niçinlerini sorgulayan bir sistem yoksa sorgulamadan aldıkları bilgileri yine aynı yollarla toplumun yeni bireylerine ulaştırırlar.

Beş Maymun Hikayesi ve Kuramsal Negatif Öğrenme

Kafese beş maymunu koyarlar..Ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple muzları asarlar.Her bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde dışarıdan üzerine soğuk su sıkarlar..

Her bir maymun ayni denemeye giriştiğinde buz gibi soğuk suyla ıslatılır...

Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır.

Daha sonra, suyu kapatıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun (adı: "A" olsun) koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak için merdivene tırmanmak olur; fakat diğer dört maymun buna izin vermez ve yeni maymunu döverler...

Daha da sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla ("B") değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı atakta dayak yer.Bu ikinci yeni maymunu (B) en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur (A).

Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun (C) da ilk atağında cezalandırılır. Diğer dört maymundan yeni gelen ikisinin (A ve B) en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur..

Son olarak en bastaki ıslanan maymunların dördüncüsü ve besincisi de yenileriyle (D ve E) değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artik hiç biri merdivene yaklaşmamaktadır..Neden mi?

Çünkü burada işler böyle gelmiş ve böyle gitmelidir...

Toplum tarafından oluşturulmuş hafızanın bizim duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımızı ne kadar etkili ve nasıl etkileyebileceği konusunda daha bir uç örnek verelim.

Fransız, İngiliz, Alman ve Türklerden oluşmuş bir topluluğunun lokantada yemek için oturduğunu düşünelim.Yemeğin başında tabaklarda nar gibi kızarmış etler geliyor.Doğal olarak bu etleri gören herkes iştahla yemeğe hazırlanırken Türklerin bulunduğu gruptan bir kişi garsona bu etin ne eti olduğunu soruyor.Garson ‘’ Efendim, etimiz kurbağa bacağı.’’ dedi.

Bu cevap Fransız,İngiliz ve Almanlar tarafından sevinçle karşılanırken Türk müşteriler üzerinde tam bir tiksinti ve şoka neden olur.Çünkü herkes yemeğe o zamana kadar zihinlerinde oluşturulmuş toplumsal programa göre tepki vermiştir.

Verdiğim örnek biraz uç örnek oldu ama derdimiz daha iyi anlatmak için bulabildiğim en iyi örnek. Çünkü matematiğin toplumsal bir canavar ilan edildiği bir ülkede bu şartlar altında matematik öğrenirken öğrencilerin doğal zekalarını ortaya koyarak başarılı olmaları imkansız değil ama çok zordur.

ÇÖZÜM
1- Çözümün ilk şartı matematikte yaşadığımız başarısızlıkların nedenlerini ve sonuçlarını iyice sorgulayarak sorunun matematikte değil matematik öğretiminde olduğunu ortaya koymalıyız.

2- Tüm matematik başarısının temelinin ilköğretimin 1.kademesi olduğu gerçeğinden yola çıkarak sınıf öğretmenlerinin en az matematik öğretmenleri kadar matematik sevmesi gerektiğini görerek onların eğitimine daha fazla önem vermeliyiz.

3- Matematik başarısını bir zekâ ölçeği gibi düşünmekten vazgeçmeliyiz.

4- Matematik öğretiminde ezber yönteminden vazgeçerek öğrencilere matematiği sevdirecek yeni yöntemler ve yollar bulmalıyız.

5-Öğrencileri sözel , sayısal türü zeka türleri ayrımına tabii tutarak, her biri parmak izleri gibi farklı özelliklere sahip ama her zeka türünden renklere ve tonlara sahip öğrencilerin bu renk mozaiğini parçalamamalıyız.

6-Eğitimcilikte diplomanın tek başına her şeyi çözen sihirli bir değnek olmadığı bilinciyle öğrenmenin ve gelişmenin beşikten mezara kadar olduğu gerçeğini unutmamalıyız.

Eğitimci-Yazar Necip GÜVEN Eskişehir

Email: matematigisevdirenadam@gmail.com

Web: http://www.matematigisevdirenadam.com


rita | 5 Ekim 2011 18:05 | Ziyaretçi
avatar
ya ben hiç anlamıyorum mat fizik kimya gibi derslerden sözel seviyorum sözel anlıyorum ama artık bu fobiyi atmak istiyorum.tıp istiyorum. dershaneye gitme imkanım yok.of of nasıl olacak.
   
cerenxx2 | 2 Mart 2011 20:38 | Ziyaretçi
avatar
!! Aslında hiç bir ders zor değildir yeter ki :

. Başarabileceğinize inanın
.işlediğniz an hemen tekrar yapın
.Ödevleri düzgün yapın
. Konu ile ilgili test çözün
. Ve en önemlisi bura da ki videolu konu anlatımlarına vs. bakın !!
   
ümit | 9 Ekim 2010 18:04 | Ziyaretçi
avatar
Size tamamen katılıyorum ek olarak ta iki cümle yazmak istiyorum. Arkadaşlar Yüce Allah insanları eşit yaratmıştır, biri zeki biri gerizekalı değildir. Herkes kullandığı kadarıyla hayatı idame ettirir. "Ağaç yaşken eğilir" diyen atalarımız çok doğru demişler, çocuklarımıza daha küçük yaştayken eğitimi aşılamalıyız. Bunun çeşitli teknikleri var, onlara derslerini sevdirebiliriz. Uzun uzun anlatmaya gerek yok, hocamızın da dediği gibi onlara özgüven vermeliyiz. Bu yeterli olacaktır. Bunu da yine halkımızın deyimiyle gaza getirerek sağlıyabiliriz.İnanın öyle bir gaza geliyorlar ki. İşin içinde biraz da sabır önemli, bir kere anlatmakla çocuğunuz anlamayabilir bir daha hatta gerekirse birdaha anlatın sabredin, ağaç meyvesini mutlaka verecektir. Çocuklarınızı adam yerine koyun, onların fikirlerini ev işlerinizde bile alın. 2 çeşit öğretme yöntemi vardır derler ya (Ödüllendirme ve cezalandırma)o sadece hayvanlarda iki çeşit. İnsanlarda tek çeşit öğretme vardır o da ödüllendirme yöntemi. Başka bişey demiyorum, Allah hepinize gönlünüzce versin.
   
Barış Mutlu | 23 Eylül 2010 23:39 | Ziyaretçi
avatar
Necip öğretmenim bu paylaşımın için sana şükranlarımı sunuyorum herşey yerli yerine oturuyor artık bu saaten sonra .

Necip hocam paylaşımınız için size şükranlarımı sunuyorum bir nebze dahi gözümüzü açtınız bu paylaşım ile bu saatten sonra
   
meyra | 15 Eylül 2010 16:27 | Ziyaretçi
avatar
Verilen örnekler gayet guzel aslında.. iş başarabilmeye kalıyor. teşekkürler
   
gereksizyorumcu | 15 Eylül 2010 03:17 | Yazar
avatar
Çözüm kısmında yazdıklarınız o kadar doğru ki bir yorumla bunu belirtmemek haksızlık olur. Öncelikle eğitimcilerin özellikle de sınıf öğretmenlerinin matematik korkusu yenilmeli. Bir öğretmenden kendi sevmediği hatta bizzat ondan kaçarak eğitim hayatını tamamladığı birşeyi öğrencisine sevdirmesini bekleyemeyiz.
   
habibe | 14 Eylül 2010 14:17 | Ziyaretçi
avatar
çok sagolun gerçekten de matematik korkulu rüyam dı isteyince hepsi aşılıyo bu süreçte bize gerek videolarınızla gerekse rehberliginizle yaptıgınız yardımlar için çok teşekkür ederiz
   
mathsman | 14 Eylül 2010 12:50 | Yönetici
avatar
Necip Beye yazısından dolayı teşekkür ediyoruz.
__________________

Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye ediniz. Destek için yazının altındaki Beğen butonuna tıklayınız.
   

Zorunlu

Zorunlu